Tektanemsin sohbet chat muhabbet mirc mrc odalariz
Kategoriler
Etiketler
Reklam
Sohpet chet
İstatistikler

  Üye Sayısı      = 20

  Hikaye Sayısı = 269

  Yorum Sayısı = 8


Yoklar Köylü Salih

Sonraki günlerden birinde köylüler, İsmail’in on beş kişilik minibüsünde, 30`a yakın yolcu olmak üzere ilçeye gittiler. Köylüler işlerini gördükten sonra tekrar köye dönmek üzere yola çıktılar. Mevsim kıştı. Zemherinin orta yerleriydi. Soğuktan dolayı her yan buz kesmişti. Yollar daracık ve her tarafı buzdu. İsmail de henüz askerliğini yapmamış ama Âdem Ağabey’sinin yanında şoförlüğü oldukça iyi öğrenmiş, yaşını yeni doldurmuş olmasından dolayı da sürücü belgesini henüz almıştı.

Minibüs köye gitmek üzere ilçe karakolunun önünden geçmek mecburiyetindeydi. Tam ilçe jandarma karakolunun önüne geldiği anda bir jandarma eri elini kaldırıp minibüsün durmasını istedi. Sonra İsmail’in bulunduğu tarafa yönelip, “nahiye karakol komutanımız burada. Sizi durdurmam için beni görevlendirdi. Bir müddet bekleyeceksiniz ve onu da alıp götüreceksiniz” dedi

İsmail bir minibüsün içine baktı, bir askerin yüzüne. Henüz askerliğini yapmamış olmasından kaynaklanan bir tavırla, “arkadaşım görüyorsun insanlar üst üste yolculuk yapıyorlar. İki kişilik koltukta dört kişi oturuyor. Komutanı alır isem, bu kalabalıkta yolculuk yapmasına gönlüm razı olmaz, çünkü rahat edemez. Yok, birkaç kişiyi indirip onu bindirsem bu defa kendi yolcularımı burada bırakıp gidemem. Çünkü köye gidebilecekleri başka bir araç yok. Biliyorsun nahiyemizden geçen başka köylerin araçları da var. Komutana söyle, bir zahmet onlarla gelsin” diyerek yoluna devam etti.

Asker, çaresiz karakola geri döndü ve komutanına olan biteni anlattı. Karakol komutanı olan uzman çavuş bu duruma çok hiddetlendi. Hemen “çevirmeli telefona” sarılıp, komutanlığını yaptığı ve minibüsün içinden geçmeye mecbur olduğu karakolu arayıp kendisine vekâlet eden çavuşa emir verdi. “Derhal nahiyenin girişine gidin. Oğlakçı Köyü`nün minibüsünü durdurun ve karakolun önüne çekin. Yolcuları da, minibüsü de salmayın. Şoförü bahçedeki havuza atın, sonra nezarete alın ve benim gelmemi bekleyin. Yolcularda minibüsün içinde beklesinler” dedi.

Emri alan asker, yanına aldığı birkaç arkadaşıyla birlikte komutanın emirlerini yerine getirip minibüsü karakolun önüne çektiler. Yolculara “minibüste oturmalarını” tembihleyip, şoförü havuzun başına götürdüler. Havuz buz tutmuştu. Buzu kırıp şoförü havuza atabilirlerdi ama vicdanları el vermedi. Zaten komutan da daha sonra tekrar arayıp havuz olayını iptal ettirmişti. Hatta “yolcuları köye götürebilecek bir başka şoför var ise onların da gidebileceklerini” söylemişti daha sonraki telefon edişinde. Komutan ilk kızgınlığın verdiği hiddetle söylemişti havuza atma işini. Ama kendisini ilçede bırakıp giden şoföre de çok kızgındı. Şoförden, yaptıklarının hesabını da sormalıydı.” Ama minibüsü köye götürebilecek ikinci bir şoför bulamamışlardı. Yolcular da İsmail’in sorgulanması (!) bitinceye kadar nahiyede bulunan tanıdıklarının evlerine dağılmışlardı

Salih köyde yine izindeydi

Minibüs her gün geldiği zamanda köye dönmemişti. Aradan üç saat kadar zaman geçmesine rağmen minibüsün akıbeti hakkında bir haber alınamamıştı. Zaten haber alınacak herhangi bir haberleşme aracı da yoktu köyde o tarihlerde. Sabit telefonun bile köylerde bulunmadığı yıllardı o yıllar.

Köyün ileri gelenleri, durum hakkında bilgi edinmeleri için nahiyeye göndermek üzere Salih ve iki arkadaşını görevlendirdiler. Yerde yarım metreyi aşkın kar vardı. Gökyüzünde ise bir parçacık da olsa bulut görünmüyordu. Dolunay da yeni doğmuştu. Gece olmasına rağmen ortalık gündüz gibiydi. Ama hafiften de bir ayaz çıkmıştı. Böyle havalarda, “hava sıcaklığı sıfırın çok altında bulunuyor” demekti.

Salih ve arkadaşları üzerlerini sıkı bir şekilde giyinerek nahiyeye varmak üzere yola koyuldular. Gecenin sessizliğini, ayaklarının, karın içine girip çıkarken meydana getirdiği sesler ve uzaktan gelen kurt ulumaları bozuyordu

Salih ve arkadaşları yol boyunca hem karla, hem soğukla mücadele ettiler, hem de minibüsün akıbeti hakkındaki fikirlerini söyleyip, olması muhtemel olaylar üzerinde durdular. En korktukları ihtimal de; minibüsün kaza yapmış olma ihtimaliydi. Akıllarına kötü kötü şeyler geliyordu. “Acaba kaza mı olmuştu? Olduysa ölü var mıydı, yaralı var mıydı?” gibi kötü tahminler üzerinde bile duruyorlardı.

Nihayet nahiyeye yaklaştılar. Salih arkadaşlarına döndü ve “bu işi bilse bilse karakoldaki görevliler bilebilir” diyerek karakola gitmeleri gerektiğini söyledi. Karakola yaklaştıklarında ise minibüsün orada olduğunu ve etrafında da bir kalabalığın bulunduğunu gördüler. Merakları ve heyecanları bir kat daha artmıştı. Çünkü minibüste hem Salih`in, hem de diğer arkadaşlarının çok yakın akrabaları vardı. Akrabaları olmasa bile yolcuların hepsi kendi köylüleriydi.

Karakolun önüne kadar koştular. Nefes nefese kalmışlardı. Önlerine gelen ilk kişiye neler olup bittiğini sordular. O da mevzuu anlattığında Salih ve arkadaşları derin bir ohh çekip rahatladılar. Bereket versin ki düşündükleri gibi kötü bir durum meydana gelmemişti

Diğer köylerin araçları köylerine, İsmail`in minibüsünden daha önce gittikleri için komutan ilçede kalakalmıştı. Komutan buna sinirlenip nahiyeye gitmekten vazgeçmişti. “Ya, İsmail bir araç kiralayıp kendisini nahiyeye aldıracak ya da sabaha kadar nezarette beklemek zorunda kalacak” diyerek haber göndermişti karakola. Askerler de bu yüzden, İsmail’i köyüne gitmesi için bırakmıyorlarmış meğer.

Köylülerden iki kişi, bir başka araç ile ilçeye komutanı aramaya gitmişler. Saatlerce arayıp komutanı bulmuşlar. Komutan; “ben sizin geldiğiniz araç ile gitmem. Bana da bir araç kiralayın, siz geldiğiniz araçla, ben de benim için kiraladığınız araçla gideceğim” diye tutturmuş ve şu anda da gelmek üzerelermiş

Salih ve arkadaşları bu bilgileri aldıktan sonra, “buna da şükür, işler yoluna giriyor inşallah” diyerek korktuklarının başlarına gelmediğine şükretmişler ve “ölümü görüp sıtmaya razı” olmuşlardı.

Bir süre sonra karakol komutanı geldi ve şoför ile bir saatten fazla bir süre görüşüp sonunda serbest bırakıp köye dönmelerine izin verdi.

O zamana kadar şoförün serbest kalmasını bekleyen çoluk çocuk, kadın yaşlı, ihtiyar ne kadar yolcu varsa, derin bir nefes alıp; evlerine, sıcak sobalarının başına dönecek olmalarının sevinciyle, minibüse doluşup köylerinin yolunu tuttular.

Nihayet, akşamın 18.00`ında köyde bulunması gereken minibüs, ufak(!) bir rötarla gecenin 03.00`ünde köye ulaşabilmişti. Köyde gücü yeten ne kadar insan varsa; köylerinin gözbebeği ve tek ulaşım araçları olan minibüs ve minibüste bulunan yakınları hakkında bilgi alabilmek için yollara düşmüşler, çektikleri bunca sıkıntılı saatlere rağmen, sevdiklerinin sağ salim olarak köye ulaşmasına sevinmişler ve hallerine şükretmişlerdi.

İşte! “Türk Köylüsü” bu demekti.


Tayyar YILDIRIM



  Hikaye 464 kez okundu
  Hikaye netcat tarafından 03/06/2009 - 16:34:40 tarihinde eklendi
Etiketler
  |  
Tektanemsin sohbet chat muhabbet mirc mrc odalariz
" Yoklar Köylü Salih \ Hikaye Yorumları
Bu Hikayeye Henüz Yorum Yapılmamış. İlk Yorumu Siz Yapın :)
" Yoklar Köylü Salih \ Yorum Alanı
Yorum Yapmak İçin GİRİŞ YAPIN yada ÜYE OLUN
Site İçi Arama



Üye Giriş
Reklam
Sohpet chet
En Yeni Üyeler

site ekle
Tektanemsin - Tektanemsin Mirc - Tektanemsin Sohbet - Tek tanemsin - Tektanemsin Chat - Tektanemsin Muhabbet Fikralar Hikaye Hikayeler chat sohbet muhabbet mirc